Kilolu Çocuk Futbola Başlamalı mı? Özgüven, Tempo ve Aile Desteği
Kilolu çocuk futbola başlamalı mı? Hareketin yararı, kademeli tempo, mevki, ayakkabı, eklem uyarıları ve zorbalığa karşı veli ve antrenör rehberi.
- Yazan
- İçerik Editörü
- Yayın
- Okuma
- 19 dk
Bu Yazıda Neleri Anlattık?
Kilolu çocuk futbola başlamalı mı?
Kilolu çocuk futbola başlamalı mı sorusunun kısa cevabı çoğu durumda evettir. Çocuk istiyorsa ve çocuk hekimi bir engel görmüyorsa futbol, kondisyon, kemik sağlığı, beceri ve arkadaşlık için değerli bir alandır. Yeter ki amaç kilo vermek değil, keyifle hareket etmek olsun ve tempo yavaş yavaş artsın.
Başlıktaki “kilolu çocuk” ifadesini, veliler arama yaparken bu sözcükleri kullandığı için seçtik. Metnin geri kalanında ise çocuğu kilosuyla tanımlamamaya özen gösteriyoruz. Çünkü Amerikan Pediatri Akademisi (AAP), kilo damgalamasına dair 2017 tarihli bildirisinde önce çocuğu anan bir dil öneriyor ve “obez çocuk” yerine “obezitesi olan çocuk” demeyi örnek veriyor. Aynı özeni evde ve sahada göstermek, bu yazının ana fikirlerinden biri.
Aşağıda sırasıyla hareketin yararını, damgalamanın etkisini, hekim kontrolünü, ilk haftaların temposunu, mevki ve ekipman seçimini, eklem uyarılarını, akran zorbalığına karşı antrenörün rolünü ve aile desteğini ele alıyoruz. Bu yazı bilgi verir, tıbbi tavsiye yerine geçmez. Bu nedenle çocuğunuza özel kararları çocuk hekiminizle birlikte verin.
Hareket, kilosu ne olursa olsun çocuğa ne kazandırır?
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 5-17 yaş için önerilerini 2020 tarihli fiziksel aktivite ve hareketsiz davranış rehberinde topladı. Rehbere göre çocuk ve ergenler, haftaya yayılmış biçimde günde ortalama en az 60 dakika orta ya da yüksek şiddette ve çoğunlukla aerobik etkinlik yapmalı. Ayrıca haftada en az üç gün yüksek şiddetli etkinliklere, kasları ve kemikleri güçlendiren hareketlere yer açmalı. Rehber bu hareketin karşılığını da tek tek sayıyor:
- Kalp-solunum ve kas zindeliğinde gelişme.
- Kan basıncı, kan yağları, kan şekeri ve insülin direnci gibi kalp ve damar sağlığı göstergelerinde iyileşme.
- Daha sağlıklı kemikler.
- Okul başarısı ve yürütücü işlevler gibi bilişsel kazanımlar.
- Depresyon belirtilerinde azalma.
- Vücut yağında azalma.
Dikkat ederseniz yağ oranı, listenin yalnızca bir maddesi. Geri kalan kazanımlar tartıdaki sayıyla ölçülmüyor ve kilosu ne olursa olsun her çocuk için geçerli. Üstelik rehber, öneriyi henüz karşılamayan çocuklar için de net bir mesaj veriyor: Biraz hareket, hiç hareket etmemekten iyidir. Futbol da koşu, sıçrama, yön değiştirme ve topla oyunu bir araya getirdiği için bu önerilere ulaşmanın keyifli yollarından biri olabilir. Futbolun büyümeye etkisini merak ediyorsanız futbolun boy uzatıp uzatmadığını inceleyen yazımız bu soruyu ayrıca ele alıyor.
Futbolun yararını neden tartıya bakarak ölçmemek gerekir?
Birçok aile çocuğu futbola kilo versin diye yazdırır. Ancak bu beklenti, hem çocuğu hem de aileyi kısa sürede hayal kırıklığına sürükleyebilir. Faude ve arkadaşlarının 2010 tarihli küçük randomize çalışması bunu iyi gösteriyor. Yaş ortalaması 10,8 olan ve kilo fazlası bulunan 22 çocuk, altı ay boyunca haftada üç gün ya futbol ya da standart bir spor programına devam etti.
Altı ayın sonunda çocukların en yüksek egzersiz kapasitesi arttı, bisiklet testinde aynı yükteki kalp atım hızı ise düştü. Birçok motor beceri ve benlik saygısı da belirgin biçimde gelişti. Buna karşılık vücut kompozisyonu neredeyse hiç değişmedi ve iki program arasında anlamlı bir fark çıkmadı. Yani futbol, standart bir egzersiz programı kadar işe yaradı. Futbol temelli programları bir araya getiren meta-analizler de az sayıda ve küçük çalışmaya dayanıyor; vücut ölçüleri konusundaki sonuçları birbirini tam tutmuyor.
Dolayısıyla futbolun işe yarayıp yaramadığını tartıya bakarak anlamaya çalışmak yanıltıcı olur. AAP'nin ergenlerde obezite ve yeme bozukluklarını önlemeye dair 2016 tarihli klinik raporu da odağın kilo değil, sağlıklı yaşam tarzı olması gerektiğini vurguluyor. Bunun yerine şu işaretleri izleyin:
- Merdiveni daha rahat çıkıyor mu?
- Antrenmandan sonra nefesi eskisinden çabuk mu düzeliyor?
- Topla daha sık buluşuyor, ilk dokunuşu iyileşiyor mu?
- Takımda konuştuğu bir arkadaşı var mı?
- Bir sonraki antrenmanı merakla bekliyor mu?
Kilo damgalaması çocuğu sporda nasıl geri çeker?
Kilo damgalaması, bir kişiyi kilosu yüzünden yargılamak, aşağılamak ya da dışlamaktır. AAP ile Obezite Derneği'nin 2017 tarihli ortak politika bildirisi, bu tutumun çoğu zaman utancın insanı kilo vermeye iteceği inancıyla sürdüğünü yazıyor. Oysa bildiriye göre damgalama olumlu bir değişim yaratmıyor. Tam tersine tıkınırcasına yemeye, sosyal yalnızlaşmaya, sağlık hizmetinden kaçınmaya, fiziksel aktivitenin azalmasına ve daha fazla kilo alımına katkı veriyor. Bildiri, yaşam kalitesindeki bozulmanın özellikle gençlerde belirgin olduğunu da ekliyor.
DSÖ'nün obezite bilgi notu da çocukluk ve ergenlikteki fazla kilonun damgalanma, ayrımcılık, zorbalık, daha düşük yaşam kalitesi ve okul başarısında düşüşle bağlantılı olduğunu belirtiyor. Aynı not, obezitenin çevresel, sosyal, biyolojik ve davranışsal etkenlerin karmaşık etkileşimiyle oluştuğunu vurguluyor. Yani mesele, çocuğun iradesinden ibaret değil.
Spor alanıyla bağlantısı da doğrudan. Faith ve arkadaşlarının 2002 tarihli çalışmasında beşinci sınıftan sekizinci sınıfa kadar 576 öğrenci, hareket ederken kiloları yüzünden eleştiri duyup duymadıklarını anlattı. Bu eleştiri kızlarda ve kilosu daha yüksek çocuklarda daha sıktı. Ailesinden ya da akranlarından eleştiri duyan çocuklar, sporlardan daha az keyif aldıklarını ve boş zamanlarında daha az hareket ettiklerini bildirdi. Ancak sorunla baş etme becerisi güçlü çocuklarda bu ilişki zayıflıyordu. Bu da sahadaki ve evdeki yetişkinlerin çocuğun bu becerisini desteklemesinin önemli olabileceğini düşündürüyor.
Evde kilo yerine neyi konuşmak gerekir?
Ailenin sofrada ya da arabada kurduğu cümleler, çocuğun bedeniyle ve hareketle kurduğu ilişkiyi sessizce şekillendirebilir. ABD'de yürütülen kesitsel bir çalışma (Berge ve ark., 2013) 2.793 ergeni ve 3.709 ebeveyni inceledi. Kilo ya da beden ölçüsü üzerine konuşan anne ve babaların çocukları daha sık diyet yapıyor, sağlıksız kilo kontrol yöntemlerine başvuruyor ve tıkınırcasına yeme atakları yaşıyordu. Buna karşılık yalnızca sağlıklı yeme davranışlarına odaklanan konuşmalar, kilosu yüksek ergenlerde daha az diyet ve sağlıksız kilo kontrolüyle ilişkiliydi.
Çalışma kesitsel olduğu için neden sonuç ilişkisi kurmuyor; yine de verdiği mesaj net. Aynı araştırma çevresinden Neumark-Sztainer'in 2009 tarihli önerileri de bu yönde. Sağlıksız diyetten uzak durmak, olumlu beden imajını desteklemek, aile yemeklerini daha sık ve keyifli hale getirmek bu önerilerin başında geliyor. Kilo hakkında daha az konuşup evde sağlıklı yemeyi ve hareketi kolaylaştırmak da listede yer alıyor.
Pratikte bu, “kaç kilo verdin” yerine “bugün en çok hangi oyunu sevdin” diye sormak demek. Antrenman çantasını birlikte hazırlamak ve maçtan sonra yaşanan güzel bir anı dinlemek de aynı yaklaşımın parçası. Kilo bir sağlık konusu olarak gündeme gelecekse bunun yeri, çocuğun yaşına uygun bir dille konuşabilen hekimin muayene odasıdır.
Hangi sözler çocuğu incitir, yerine ne söylenebilir?
Sözcük seçimi küçük bir ayrıntı gibi görünse de çocuk için büyük fark yaratabilir. ABD'de 445 ebeveynle yapılan bir ankette (Puhl ve ark., 2011) “kilo” ve “sağlıksız kilo” en kabul edilebilir ifadeler oldu. “Şişman”, “obez” ve “aşırı obez” ise katılımcılara en istenmeyen, en damgalayıcı ve en suçlayıcı sözcükler olarak geldi. Kilo verme kampındaki 148 ergenle yapılan bir başka çalışma (Puhl ve Himmelstein, 2018) da benzer sözcükleri olumsuz buldu. Ancak aynı çalışma, tercihlerin kişiden kişiye değiştiğini de gösterdi.
Bu yüzden en güvenli yol, konu açıldığında çocuğa hangi sözcüklerden rahatsız olduğunu sormak. Aşağıdaki tablo, evde ve saha kenarında sık duyulan bazı cümlelere daha destekleyici seçenekler öneriyor.
| Sık duyulan cümle | Daha destekleyici seçenek |
|---|---|
| “Biraz koşarsan kilo verirsin.” | “Bugün hangi oyun hoşuna gitti?” |
| “Sen kaleye geç, koşamıyorsun.” | “Bugün hangi mevkiyi denemek istersin?” |
| “Kardeşin gibi ince olsan daha hızlı koşardın.” | “Geçen haftaya göre topu daha iyi durduruyorsun.” |
| “Tombik”, “şişko” gibi lakaplar, şaka amaçlı olsa bile | Çocuğun kendi adı |
| “Formayı zor giydin, bak sana dar geldi.” | “Rahat edeceğin bedeni birlikte seçelim.” |
Tabloda dikkat çeken ortak nokta şu: Destekleyici cümleler bedene değil, oyuna, seçime ve gelişime bakıyor.
Kilolu çocuk futbola başlamadan önce çocuk hekimine gitmeli mi?
Futbola başlayan her çocuk için bir sağlık kontrolü yerinde olur; kilo fazlası olan çocukta bu kontrol ayrıca anlam taşır. Çünkü çocukta kiloyu yetişkindeki gibi tek bir sayıyla değerlendirmek mümkün değil. DSÖ, 5-19 yaş için yaşa göre vücut kitle indeksine (VKİ) bakar. Büyüme referansının ortanca değerini 1 standart sapmadan fazla aşan değer fazla kiloyu, 2 standart sapmadan fazla aşan değer ise obeziteyi gösterir.
Evde hesaplanan bir sayı tek başına tanı değildir. Yüzdelik eğrilerinin nasıl okunduğunu boy, kilo ve mevki ilişkisini ele alan antropometri yazımızda ayrıntılı bulabilirsiniz. Kontrolde hangi muayene ve testlerin gerektiğine hekim karar verir. Kilo hedefi koymak ya da gerekiyorsa beslenme planı hazırlamak da çocuk hekiminin ve diyetisyenin işidir, antrenörün ya da velinin değil. Hekime giderken şu soruları yanınızda götürebilirsiniz:
- Futbola başlamasında bir sakınca var mı?
- Antrenmanda dikkat etmemiz gereken bir belirti var mı?
- Bilinen bir hastalığı varsa antrenöre ne söylemeliyiz?
- Eklem ya da ayak ağrısı olursa ne zaman geri gelmeliyiz?
Okul, kayıt sırasında sağlık raporu isteyebilir. İstemese bile bu görüşme, çocuğun güvenle başlaması için iyi bir zemin hazırlar.
İlk haftalarda tempoyu nasıl ayarlamalı?
DSÖ rehberinin iyi uygulama ilkeleri bu konuda çok açık: Çocuklar küçük miktarlarda hareketle başlamalı, ardından sıklığı, şiddeti ve süreyi zamanla artırmalı. Yani ilk hafta herkesle aynı tempoda koşabilmek bir hedef değil. Önemli olan çocuğun antrenmanı iyi bir duyguyla bitirmesi ve bir sonrakine istekle gelmesi.
| Dönem | Odak | Bir sonraki adıma hazır olduğunun işareti |
|---|---|---|
| İlk haftalar | Topla tanışma, kısa oyunlar, sık su ve nefes molası | Antrenmanı keyifle bitirmesi, ertesi gün aşırı yorgun olmaması |
| Alışma dönemi | Oyun sürelerinin uzaması, gerekirse haftaya bir antrenman günü eklenmesi | Nefesinin eskisinden çabuk düzelmesi, molayı kendiliğinden kısaltması |
| Düzenli dönem | Takımla aynı antrenman akışı ve maç oyunları | Yorgunluğun bir gece uykusuyla geçmesi, ağrı tarif etmemesi |
Bu ilerleme her çocukta farklı hızda olur. Bu yüzden takvim yerine çocuğun verdiği işaretleri esas alın. Üst sınırlar ise bütün çocuklar için aynı. Sporcu sağlığı uzmanlarını bir araya getiren ABD Ulusal Atletik Antrenörler Derneği (NATA), genç sporculara dair 2019 önerilerinde haftalık organize spor saatinin çocuğun yaşını aşmamasını ve haftada en az iki gün dinlenmeyi uyarı eşikleri olarak anıyor. Bunlar kesin kural değil, aşırı yüklenmeye karşı dikkat işaretleri.
Antrenmanda aşırı zorlandığını nasıl anlarsınız?
Hızlı nefes almak, yüzün kızarması ve terlemek, egzersizin olağan parçalarıdır. Çocuk birkaç dakikalık molada toparlanıyorsa genellikle endişe gerekmez. Antrenörler, çocukların ne kadar zorlandığını OMNI gibi resimli zorluk ölçekleriyle sorabilir. Böylece çocuk “çok zor” dediğinde bunu ciddiye almak kolaylaşır. Şu durumlarda ise antrenman o an durmalı:
- Göğüs ağrısı ya da göğüste baskı hissi.
- Bayılma ya da bayılacak gibi olma, belirgin baş dönmesi.
- Molaya rağmen geçmeyen nefes darlığı ya da hırıltı.
- Sıcakta baş ağrısı, bulantı, kusma ya da bilinç bulanıklığı.
- Topallama ya da bir bacağa yük verememe.
Bu belirtilerden birini fark ederseniz çocuğu dinlendirin ve bir hekime başvurun. Bilinç kaybı ya da ağır bir tabloda vakit kaybetmeden 112'yi arayın. Sıcak çarpmasından şüphe ettiğinizde ise önce soğutma, sonra nakil kuralı geçerlidir. Kısaca, “biraz daha dayan” cümlesi bu belirtilerin hiçbirinde doğru cevap değildir.
Hangi antrenman ortamı kilolu çocuk futbol deneyimini kolaylaştırır?
Kilolu çocuk futbol antrenmanına uyum sağlarken ortamın düzeni, çocuğun kondisyonu kadar önemlidir. UEFA'nın Grassroots Şartı, küçültülmüş saha, küçük kale ve az oyuncuyla katılım odaklı bir oyun anlayışını öne çıkarır. Küçük bir konferans bildirisi (Hafeni, 2015), topa temas sayısını 4'e 4 oyunda 311, 7'ye 7'de 214, 11'e 11'de 170 olarak kaydetti. Bulgu küçük bir örnekleme dayansa da mantık basit: Oyuncu sayısı azaldıkça çocukların oyunun içinde kalması kolaylaşır.
Grupların vücut yapısına göre değil, yaşa ve beceri düzeyine göre oluşması da önemli. Elenme üzerine kurulu oyunlarda ise en yavaş çocuk çoğu zaman ilk çıkan ve en uzun bekleyen oyuncu olur. Antrenörün bu oyunları, çıkan oyuncunun kısa bir görevle hemen geri döndüğü biçimlere çevirmesi genellikle yeterlidir.
DSÖ de çocuklara keyifli, çeşitli, yaşına ve becerisine uygun etkinlik fırsatları sunmayı iyi uygulama ilkeleri arasında sayıyor. Kısacası ortam, çocuğa “burada yerim var” duygusunu ilk antrenmandan vermeli.
Ceza koşusu ve herkesin önünde kıyaslama neden ters teper?
Bazı antrenörler geç kalan ya da hata yapan çocuğa tur koşusu verir. Kilo fazlası olan çocuk için bu uygulama, en çok ihtiyaç duyduğu hareketi bir cezaya dönüştürür. Herkesin önünde süre tutulan sprintler, takım seçiminde en sona kalmak ya da yüksek sesle okunan ölçüm sonuçları da benzer bir etki yaratabilir. Faith ve arkadaşlarının çalışmasında gördüğümüz gibi hareket sırasında duyulan eleştiri, spordan alınan keyifle ters yönde ilişkili.
Öz-Belirleme Kuramı bu tabloyu açıklamaya yardım eder. Kurama göre çocuğun bir etkinliğe bağlanması için üç temel ihtiyacın karşılanması gerekir. Bunlar özerklik, yani seçim hakkı; yeterlilik, yani “bunu yapabiliyorum” duygusu ve ilişkili olma, yani gruba ait hissetmektir. Ceza koşusu ve açık kıyaslama, özellikle yeterlilik ve aidiyet duygusunu zedeler.
Bunun yerine çocuğun kendi gelişimini ölçün. Geçen ayki süresiyle bugünkü süresini kıyaslamak, pas isabetini ya da top sürme becerisini kaydetmek ilerlemeyi görünür kılar. Geri bildirimi de bireysel olarak ve sakin bir sesle verin. Böylece ölçüm, çocuğu sıralayan bir araç olmaktan çıkar ve gelişimi gösteren bir aynaya dönüşür.
Kilolu çocuk futbolda hep kaleci ya da defans mı olmalı?
Kilolu çocuk futbol takımına katıldığında yetişkinler bazen onu doğrudan kaleye ya da savunmanın göbeğine yerleştirir. Bu karar çoğu zaman çocuğun isteğine değil, “fazla koşamaz” varsayımına dayanır. Oysa çocukluk yıllarında farklı mevkileri denemek, oyunu bütün yönleriyle tanımak için değerli bir fırsattır. Kanatta oynayan bir çocuk boşluk görmeyi, orta sahada oynayan bir çocuk ise pas açılarını keşfeder.
Çok mevkili oynamanın yararlarını ve sınırlarını 12 yaşında mevki belirlemenin doğru olup olmadığını tartışan yazımızda ayrıntılı ele aldık. Burada ana ilke basit: Mevkiyi beden ölçüsü değil; çocuğun isteği, becerisi ve gelişimi belirler.
Elbette çocuk kaleyi gerçekten seviyorsa kaleci olabilir. Ancak bu seçimin çocuğa ait olması önemlidir. Antrenör, dönem içinde çocuğa farklı rolleri deneme fırsatı verdiğinde çocuk da hangi mevkide mutlu olduğunu kendisi keşfeder. Ayrıca mevki rotasyonu, “o hep kalede durur” gibi kalıpların takım içinde yerleşmesini de önler.
Eklemler ve ayaklar için neden ekstra özen gerekir?
Kilo fazlası, eklemlere ve ayaklara binen yükü artırır; araştırmalar da bunun izlerini gösteriyor. Kırk çalışmayı ve bir milyonu aşkın çocuğu kapsayan sistematik derlemede (Paulis ve ark., 2014), kilo fazlası olan çocuklarda kas-iskelet ağrısının daha sık olduğuna dair orta kalitede kanıt çıktı. Risk oranı 1,26 idi. Bel ağrısı ile sakatlık ve kırıklarla ilişkiye dair kanıt ise düşük kalitedeydi.
ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri'ndeki klinik çalışmalara katılan çocukların kayıtlarını inceleyen bir araştırmada (Taylor ve ark., 2006) en sık eklem şikâyeti diz ağrısıydı. Bu oran kilo fazlası olan çocuklarda yüzde 21,4, olmayanlarda yüzde 16,7 idi. Yazarlar, bu tür ortopedik sorunların çocuğun hareket etme olasılığını azaltarak kısır bir döngüye katkı verebileceğini de not etti.
Ayak yapısında da farklar var. Küçük örneklemli bir çalışma (Dowling ve ark., 2001), kilo fazlası olan çocukların ayak izinin daha düz, ön ayaktaki basıncın ise daha yüksek olduğunu buldu. Okul öncesi çocuklarla yapılan bir başka çalışma (Mickle ve ark., 2006) bu düzlüğün yağ yastığından değil, kemerin alçalmasından kaynaklandığını gösterdi. Ağrısız ve esnek düztabanlığın çoğu zaman tedavi gerektirmediğini ise ayak yapısı ve krampon seçimi yazımızda anlattık.
Bu bulgular futbolu bırakmak için değil, akıllıca oynamak için bir gerekçe. Dinamik bir ısınma, yükün kademeli artması ve ağrıyı görmezden gelmemek temel kurallardır.
Hangi ağrılar beklemeye gelmez?
Genellikle ergenlik döneminde ortaya çıkan ve tıpta femur başı epifiz kayması olarak anılan sorunda, uyluk kemiğinin üst ucu büyüme plağı hizasından kayar. Bu sorun kilo fazlası olan çocuklarda daha sıktır; kilo fazlası, ortopedi literatüründe bu sorun için iyi bilinen bir risk etkenidir. İşin zor yanı, kalça sorunlarının ağrısını çocuğun bazen uylukta ya da dizde hissetmesi. İngiltere'nin ulusal sağlık hizmeti NHS de çocuklarda kalça ağrısı sayfasında bu noktanın altını çiziyor.
NHS; kalçada, uylukta ya da dizde aniden başlayan ağrı, topallama ya da bir bacağa yük verememe durumunda beklemeden hekim görüşü almayı öneriyor. Ağrıya rağmen oynamaya devam etmek tanıyı geciktirebilir.
| Belirti | Ne yapmalı? |
|---|---|
| Kalça, uyluk ya da dizde aniden başlayan ağrı | Antrenmanı bırakın ve gecikmeden hekime başvurun. |
| Topallama ya da bir bacağa yük verememe | Oynatmayın ve gecikmeden hekime başvurun. |
| Diz kapağının altında, koşu ve sıçramayla artan ağrı | Çocuk hekimine danışın, büyüme dönemine özgü bir sorun olabilir. |
| Antrenmandan sonra bir iki gün süren yaygın kas ağrısı | Yeni yüke karşı sık görülen bir tepkidir, tempoyu biraz düşürün ve geçmezse danışın. |
| Haftalarca süren ya da geceleri uyandıran ağrı | Çocuk hekimine ya da çocuk ortopedi uzmanına başvurun. |
Diz altındaki ağrının büyüme dönemiyle ilişkisini büyüme ağrıları ve Osgood-Schlatter yazımızda ayrıca anlattık.
Ayakkabı ve krampon seçerken nelere bakmalı?
Doğru ayakkabı, rahat bir başlangıcın en somut adımlarından biri. İlk kural, numaranın ve genişliğin tam oturması. Dar bir kalıp, özellikle ayağı geniş çocuklarda ön ayakta baskı ve su toplaması yapabilir. Çok büyük bir numara ise ayağın içeride kaymasına yol açar. Ölçü almanın ve parmak boşluğunu kontrol etmenin yollarını çocuk krampon numarası rehberimizde adım adım anlattık.
İkinci kural, tabanın zemine uyması. Doğal çim, sentetik çim ve halı saha farklı taban tipleri ister; yanlış zeminde kullanılan iyi bir ayakkabı bile ayağı yorabilir. Kapalı salonda ise düz taban daha uygundur. Bunların yanında şu ayrıntılar da önemli:
- Ayakkabıyı antrenmanda giyeceği çorapla denemek.
- Yeni ayakkabıyı önce kısa antrenmanlarda giydirip ayağı alıştırmak.
- Ayağı sıkmayan ve ayakkabının içinde kaymayan çorap seçmek.
- Tekmeliği her antrenmanda takmak; oyun kuralları maçlarda tekmeliği zorunlu tutar.
- Su toplaması ya da tırnakta morarma görürseniz ölçüyü yeniden kontrol etmek.
Pahalı model her zaman doğru model demek değildir. Asıl ölçüt çocuğun rahat etmesi, topuğun yerinde durması ve ağrı olmamasıdır.
Forma, soyunma odası ve sıcak hava için hangi ayarlar fark yaratır?
Küçük düzenlemeler, çocuğun kendini rahat hissetmesinde büyük rol oynar. Kayıttan önce forma ve şort bedenlerini sormak, çocuğu dar bir formaya sığmaya zorlamamak iyi bir başlangıçtır. Soyunma odasında herkesin önünde üstünü değiştirmek istemeyen çocuğa ayrı bir köşe ya da kabin seçeneği sunmak da mahremiyet açısından önemlidir. Bu isteği tuhaf bulmak için hiçbir neden yok.
Sıcak havada ise ek bir dikkat gerekir. AAP'nin 2011 tarihli bildirisi, çocuklarda egzersize bağlı sıcak hastalığı riskini artıran başlıca etkenleri sıralıyor. Bunlar sıvı eksikliği, aşırı zorlanma, art arda yapılan egzersizler arasında yetersiz toparlanma ve ısıyı içeride tutan giysi ya da ekipmandır. Bu etkenlerin hepsi değiştirilebilir olduğu için sıcak hastalıkları çoğu zaman önlenebilir. NATA'nın 2015 tarihli bildirisi ise obezitesi olan kişilerin ısıyı daha az verimli dağıttığını ve bu yüzden daha yüksek risk taşıdığını belirtiyor. Bildirinin bu maddesi çocuklara özgü değil, yine de dikkate değer.
Pratikte bu; sık su molası, gölgede dinlenme, açık renkli ve hafif giysi demek. Ana içecek sudur. Ayrıntılı öneriler için futbolcular için hidrasyon rehberimize bakabilirsiniz.
Akran zorbalığında antrenörün rolü nedir?
AAP'nin aileler için yayımladığı kilo damgalaması özetine göre gençler bu damgayı en çok alay, hedef alınma ve zorbalık olarak yaşıyor. Okulda kiloya dayalı zorbalık, öğrencilerin en sık bildirdiği akran tacizi türleri arasında yer alıyor. Kilo verme kamplarındaki 14-18 yaş arası 361 gencin anlatımına dayanan bir çalışmada (Puhl ve ark., 2013) gençlerin yüzde 64'ü okulda kilosu yüzünden zorbalığa uğradığını söyledi.
Aynı çalışmada zorbalık yapanların başında akranlar (yüzde 92) ve arkadaşlar (yüzde 70) geliyordu. Listede yetişkinler de vardı: beden eğitimi öğretmenleri ya da spor antrenörleri (yüzde 42), anne babalar (yüzde 37) ve öğretmenler (yüzde 27). Örneklem kilo verme kampına giden gençlerden oluştuğu için bu oranları bütün çocuklara genellemek doğru olmaz. Yine de bulgu, antrenörün hem sorunun hem de çözümün parçası olabileceğini açıkça gösteriyor. Antrenörün elindeki en güçlü araçlar şunlardır:
- İlk antrenmanda kuralı açıkça koymak: Görünüş, kilo, ten rengi ya da aksan üzerine lakap ve şaka yok.
- Duyduğu anda sakin ama net müdahale etmek, sonra hedef alınan çocukla baş başa konuşmak.
- Takımları kaptanlara seçtirmek yerine kendisi kurmak; böylece en son seçilen çocuk sahnesini ortadan kaldırmak.
- Sevgi sözcüğü kılığındaki lakapları kendi dilinden de çıkarmak.
- Durumu aileyle paylaşmak ve birlikte izlemek.
Antrenörle veli arasındaki iletişimi nasıl kurabileceğinizi antrenör ve veli iletişimi yazımızda ele aldık.
Çocuk kilosu yüzünden alay görürse aile ne yapmalı?
Çocuğunuz alay edildiğini anlattığında ilk tepkiniz, sonraki adımları belirler. “Boş ver, şakadır” demek ya da “kilo verirsen kimse bir şey demez” diye çözüm önermek, sorunu çocuğun bedenine yükler. Oysa sorun alay edende, çocukta değil. Neumark-Sztainer'in sağlık çalışanlarına yönelik önerilerinden biri de tam bu noktaya dokunuyor: Kilosu yüksek gençlerin büyük olasılıkla kötü muamele yaşadığını varsaymak ve bu konuyu gençle ve ailesiyle açıkça konuşmak. Şu adımlar yol gösterebilir:
- Sakin bir anda dinleyin ve sözünü kesmeden ne olduğunu anlatmasına izin verin.
- Olayı tarih, kişi ve söylenen sözlerle not edin.
- Önce antrenörle, sonuç çıkmazsa okul yönetimiyle konuşun.
- Takım mesaj gruplarında alay içeren paylaşım varsa ekran görüntüsü alın ve kaldırılmasını isteyin.
- Sorun sürüyorsa deneyiminizi platformumuzdaki futbol okulu şikâyet sayfası üzerinden paylaşın.
Bir yetişkinin çocuğu sistematik biçimde aşağıladığından ya da ona şiddet uyguladığından şüpheleniyorsanız ALO 183 hattını arayabilirsiniz. Ayrıca çocuğun uykusunda, iştahında ya da antrenmana gitme isteğinde belirgin bir değişiklik görürseniz bir çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanından destek almak yerinde olur.
Sahada özgüveni adım adım nasıl inşa edebilirsiniz?
Egzersizin benlik saygısına etkisini inceleyen bir Cochrane derlemesi (Ekeland ve ark., 2004), 1.821 çocuk ve genci kapsayan 23 çalışmayı bir araya getirdi. Çalışmalar genellikle küçüktü. Yine de sonuçlar, egzersizin kısa vadede benlik saygısını olumlu etkilediğine işaret ediyordu. Faude'nin futbol çalışmasında da benlik saygısı belirgin biçimde yükselmişti.
Bu kazanımın sahadaki karşılığı “bunu yapabiliyorum” duygusudur. Motor beceri ile kilo durumu arasındaki ilişkiye bakan sistematik derleme (Cattuzzo ve ark., 2016), 33 çalışmanın 27'sinde ters yönlü bir ilişki buldu. Aynı derlemede motor becerisi yüksek çocukların kalp-solunum zindeliği de daha iyiydi. Bu bir neden sonuç ilişkisi değil, ama önemli bir ipucu: Beceri, çalışarak gelişebilen bir alandır. Top sürme, pas ve şut gibi teknikler, çocuğun kendi temposunda ilerleme görebileceği alanlardır.
- Her hafta tek ve ölçülebilir bir hedef seçin, örneğin duvara on isabetli pas.
- Çabayı ve belirli beceriyi övün: “Topu ilk dokunuşta çok iyi aldın.”
- Isınmayı yönetmek ya da topları toplamak gibi görevleri sırayla bütün çocuklara verin.
- Başarıyı başkalarıyla değil, çocuğun dünkü haliyle kıyaslayın.
Bu küçük adımlar zamanla birikir. Böylece çocuk, sahaya kilosunu değil, öğrendiklerini taşımaya başlar.
Aile, evde ve sahada çocuğu nasıl destekleyebilir?
Ailenin rolü, çocuğu antrenmana götürmekten çok daha geniş. Ebeveyn desteğini inceleyen sistematik derleme (Beets ve ark., 2010), dört destek türü tanımladı. Derleme, çalışmaların çoğunda bu desteğin çocuğun hareketiyle olumlu ilişkili olduğunu da gösterdi. Aşağıdaki tablo bu dört türü, kilo baskısı yaratmadan nasıl uygulayabileceğinizle birlikte özetliyor.
| Destek türü | Örnek | Dikkat edilecek nokta |
|---|---|---|
| Araç ve olanak sağlama | Ayakkabı ve forma almak, aidatı karşılamak, antrenmana götürmek | Masrafı çocuğa “bu kadar para verdik” diye hatırlatmamak |
| Birlikte yapma ve izleme | Parkta birlikte top oynamak, maçını izlemeye gitmek | Tribünden yönerge yağdırmamak |
| Cesaretlendirme | Çabayı övmek, keyfini sormak | Övgüyü kiloya ya da görünüşe bağlamamak |
| Bilgi verme | Hareketin sağlık, ruh hali ve arkadaşlık için yararlarını konuşmak | Yararı “kilo verirsin” cümlesine indirgememek |
Tribün davranışı ayrı bir başlık. Kenardan sürekli talimat vermek ve maç sonrası arabada hata listesi çıkarmak, çocuğun oyundan aldığı keyfi hızla tüketebilir. Dönüş yolunda hata listesi yerine çocuğun anlatmak istediğini dinlemek çoğu zaman yeterlidir. Hafta sonu ailece yürüyüş, bisiklet ya da parkta top gibi ortak etkinlikler ise hareketi çocuğun ödevi olmaktan çıkarır. Böylece hareket, ailenin ortak keyfine dönüşür.
Antrenman günlerinde beslenmede neye dikkat etmeli?
Antrenman günleri için ayrı bir kilo menüsüne, kalori hesabına ya da yasak listesine gerek yok. AAP'nin 2016 tarihli raporu, kilo vermeye çalışan bazı gençlerde yeme bozukluğu gelişebileceğini hatırlatıyor. Bu yüzden antrenman günlerini bir beslenme sınavına çevirmemek gerekir. Sahadaki pratik kurallar ise her çocuk için aynı: Çocuk antrenmana aç gelmemeli, ağır bir yemeğin hemen ardından da koşmamalı.
Ana içecek sudur. Enerji içecekleri çocuk ve ergenler için uygun değildir ve takviyeye de gerek yoktur. Hangi saatte ne yemenin işe yaradığını antrenman öncesi beslenme hataları yazımızda ayrıntılı bulabilirsiniz.
Öğün atlama, yemekten kaçınma, aşırı kısıtlama, tıkınırcasına yeme ya da belirgin yorgunluk gibi değişiklikler görürseniz beklemeyin. Bu işaretleri çocuk hekimiyle konuşun. Gerekirse hekim sizi bir diyetisyene ya da ruh sağlığı uzmanına yönlendirir.
Çocuk futbolu sevmezse ya da bırakmak isterse ne yapmalı?
Futbol her çocuğa uymayabilir ve bu bir başarısızlık değildir. Önce nedenini anlamaya çalışın. Çocuk alay mı görüyor, tempo mu ağır geliyor, antrenörle mi sorun yaşıyor, yoksa sadece başka bir şeyi mi merak ediyor? Nedene göre çözüm de değişir. Zorbalık varsa ortamı düzeltmek, tempo ağırsa antrenörle yeni bir plan yapmak, ilgi başka yöndeyse yeni bir branşı denemek gerekir.
DSÖ'nün çeşitlilik vurgusu burada da yol gösterir. Yüzme, dans, bisiklet, basketbol ya da dövüş sanatları da günlük hareket hedefine katkı verir. Farklı branşları denemenin yararlarını çok sporculuk yazımızda anlattık. Önemli olan çocuğun hareketi sevmesi; hangi kapıdan girdiği ikinci planda kalır.
Bırakma kararını bir dönem sonuna kadar ertelemek bazen işe yarar, çünkü çocuk zor bir haftayı bütün sporla karıştırabilir. Fakat çocuk her antrenman öncesi karın ağrısından ya da korkudan söz ediyorsa ısrar etmeyin. Bu durumda önce nedeni araştırın, sonra birlikte karar verin.
Futbol okulu seçerken veliler hangi soruları sormalı?
Kilolu çocuk futbol okulu ararken saha ve saat bilgisi kadar ortamın kendisi de önemlidir. Bu yüzden okulu ziyaret ettiğinizde ya da deneme antrenmanına gittiğinizde şu soruları sormak, ortamın çocuğa uygun olup olmadığını anlamanıza yardım eder:
- Grupları yaşa ve beceri düzeyine göre mi kuruyorsunuz?
- Lakap, alay ve dışlamaya karşı bir takım kuralınız var mı?
- Kilo ya da vücut ölçümü yapıyor musunuz; yapıyorsanız sonuçları kim görüyor?
- Antrenmanda su molası ve gölge alanı var mı?
- Ceza koşusu veriyor musunuz?
- Sahada ilkyardım eğitimi almış bir çalışan var mı?
Son sorunun mevzuatta da karşılığı var. TFF'nin Futbol Okulları Talimatı, A ve B sınıfı okullarda ilkyardım sertifikalı personel ve ilkyardım malzemesini zorunlu tutuyor. Deneme antrenmanında ise çocuğunuzun ne kadar süre topla buluştuğunu ve kenarda ne kadar beklediğini izleyin. Bulunduğunuz şehirdeki okulları karşılaştırmak için platformun il sayfalarından yararlanabilirsiniz; örneğin İstanbul'daysanız İstanbul futbol okulları sayfasından başlayabilirsiniz.
Sıkça sorulan sorular
Kilolu çocuk için futbol mu yüzme mi daha uygun?
İkisi de uygun olabilir; belirleyici olan çocuğun hangisinden keyif aldığıdır. Yüzme eklemlere daha az yük bindirir, futbol ise koşu, sıçrama ve yön değiştirmeyle kemik ve kasları da çalıştırır. DSÖ çocuklara çeşitli ve keyifli etkinlikler önerdiği için iki branşı birlikte yapmak da mümkündür. Eklem ağrısı varsa seçimi çocuk hekimiyle birlikte yapın.
Antrenör çocuğa kilo vermesi gerektiğini söylerse ne yapmalıyım?
Antrenörle çocuğun yanında değil, baş başa konuşun. Kilo hedefi koymanın ve gerekiyorsa beslenme planı yapmanın çocuk hekiminin ve diyetisyenin işi olduğunu nazikçe hatırlatın. Antrenörden beklentiniz; çocuğun becerisine, çabasına ve takım içindeki yerine odaklanmasıdır. Bu tür yorumlar sürerse okul yönetimiyle görüşün ve gerekirse başka bir ortam arayın.
Kilolu çocuk ergenlikte futbola başlayabilir mi?
Başlayabilir. Ergenlikte futbola başlayan bir çocuk da DSÖ'nün önerdiği gibi küçük adımlarla başlayıp sıklığı ve süreyi zamanla artırarak ilerler. Bu yaşta akranlarıyla aynı grupta oynamak bazen zor gelebilir; bu yüzden deneme antrenmanında grubun düzeyini ve antrenörün yaklaşımını gözlemleyin. Hızlı büyüme döneminde kalça ya da diz ağrısını önemseyin ve hekime danışın.
Kilo fazlası olan çocuklar için ayrı futbol grubu açılmalı mı?
Genellikle buna gerek yok; gruplar yaşa ve beceri düzeyine göre kurulduğunda her çocuk kendi temposunda ilerleyebilir. Kiloya göre ayrılmış bir grup, iyi niyetle kurulsa bile çocuğa etiket gibi gelebilir. Hastane ya da sağlık kurumlarının yürüttüğü özel egzersiz programları ise farklı bir bağlamdır; bu seçeneği çocuk hekiminizle konuşabilirsiniz.
Çocuğumun kilosu hakkında antrenöre bilgi vermeli miyim?
Kilo bilgisinin kendisi antrenör için gerekli değildir. Asıl paylaşılması gereken, antrenmanı etkileyebilecek sağlık bilgileridir: astım gibi bir hastalık, eklem ağrısı, hekimin önerdiği bir sınırlama ya da acil durumda aranacak kişi. Bu bilgileri yazılı verin ve kimlerle paylaşılacağını sorun. Çocuğun sağlık bilgisi kişisel veridir, grup ortamında konuşulmamalıdır.
Futbol oynayan çocuğun kilosu artarsa endişelenmeli miyim?
Büyüyen çocukta kilonun artması çoğu zaman beklenen bir durumdur; boy uzar, kas ve kemik kütlesi gelişir. Bu yüzden evde sık sık tartmak yerine düzenli hekim kontrolünü tercih edin. Hekim, kilo ve boyu yaşa göre büyüme eğrileri üzerinde birlikte değerlendirir. Ani ya da beklenmedik bir değişiklik fark ederseniz kontrolü öne alın.
Bu yazıyı yapay zekâ ile özetleyin
Kullandığınız asistan bu rehberi okuyup sizin için kısaca özetlesin; yanıtında kaynak olarak bu sayfanın bağlantısı yer alır.
ChatGPT ile özetle (yeni sekmede açılır)
Claude ile özetle (yeni sekmede açılır)
Perplexity ile özetle (yeni sekmede açılır)
Google AI Modu ile özetle (yeni sekmede açılır)
Copilot ile özetle (yeni sekmede açılır)
Grok ile özetle (yeni sekmede açılır)
Asistanlar yanıtlarını kendileri üretir ve hata yapabilir. Ücret, kayıt ve sağlıkla ilgili kararlarda okulla ya da uzmanla doğrudan görüşün.