İçeriğe geç
Çocuk Gelişimi ve Spor

Çocuk Hangi Takımı Tutsun? Ailede Farklı Takım Taraftarlığı ve Sportmenlik

Çocuk hangi takımı tutsun? Seçimi çocuğa bırakmak, ailede farklı takımlar, kaybetmeyi öğrenmek, rakibe saygı ve akran zorbalığı için veli rehberi.

Yazan
İçerik Editörü
Bölüm
23
Okuma
19 dk
Çocuk Hangi Takımı Tutsun? Ailede Farklı Takım Taraftarlığı ve Sportmenlik
Bu Yazıda Neleri Anlattık?
Kısa cevap 10 saniyede okunur

Çocuk hangi takımı tutsun, kararı kim vermeli?

Çocuk hangi takımı tutsun sorusunun en sağlıklı cevabını zamanla çocuğun kendisi verir. Aile kendi takımını tanıtabilir, maçları birlikte izleyebilir ve sevincini paylaşabilir. Ancak seçimi dayatmaz, fikir değiştirmeyi ayıplamaz ve çocuk hangi rengi seçerse seçsin rakibe saygıyı aynı kararlılıkla öğretir.

Bu bir özet. Ayrıntılar, örnekler ve sık sorulan sorular yazının devamında.22 bölüm · 19 dk okuma
FutbolOkulu.Net İçerik Editörü Cevabı paylaş

Bu yazı hiçbir kulübü öne çıkarmaz ve hiçbir taraftar grubunu yermez. Çünkü odak noktamız takımın adı değil, çocuğun bu seçimi nasıl yaşadığıdır. Sırasıyla çocuğun özerkliğini, ailede farklı takım tutulmasını, takım kaybedince yaşanan hayal kırıklığını, rakibe saygıyı, tribün ve sosyal medya dilini ve akran zorbalığını ele alıyoruz.

Her bölümde araştırma bulgusunu ve saha deneyiminden gelen önerileri ayrı ayrı belirtiyoruz. Ancak araştırmacıların çoğu çalışmalarını başka ülkelerde ve başka sporlarda yürüttü. Bu nedenle bulguları kesin kural gibi değil, yol gösteren işaretler gibi okuyun.

Reklamlar
Reklamlar

Çocuklar tuttukları takımı genellikle nasıl seçer?

Çocuk hangi takımı tutsun diye düşünen veliler için ilk ipucu basittir. Çocuğun ilk takımı çoğu zaman bir tercih listesinden değil, evdeki sesten çıkar. Nitekim Avustralya kuralları futbolunu izleyen genç taraftarlarla yürütülen nitel bir çalışma bu durumu açıkça anlatıyor. Ramón Spaaij ve Alastair Anderson'ın 2010 tarihli makalesine göre çocukların ilk takım bağlılığını anne baba ve yakın aile güçlü biçimde etkiliyor. Bu etkide özellikle babalar ve diğer erkek rol modelleri öne çıkıyor.

Makale süreci üç katmanlı bir modelle açıklıyor: çocuğu taraftarlığa hazırlayan kişiler, daha geniş toplumsal etkiler ve çocukta zamanla yerleşen yatkınlıklar. Gündelik hayatta bunun karşılığı çoğu zaman arkadaş çevresi, yaşanılan şehir, okul ortamı ya da çok sevilen bir oyuncudur. Ancak bu örnekler bizim yorumumuzdur, makalenin kendi listesi değildir.

Bununla birlikte bulgunun sınırları da var. Çalışma tek bir ülkede ve tek bir sporda yürüdü; örneklem büyüklüğü makalenin özetinde belirtilmiyor. Ayrıca birçok ailede anne, abla, dede ya da yakın bir arkadaş da aynı rolü üstlenir. Bu yüzden “takım babadan geçer” cümlesini kural gibi değil, sık görülen bir örüntü gibi okumak daha doğrudur.

Ebeveynin takımı çocuğa baskıyla mı, sıcaklıkla mı geçer?

Bu soruya ışık tutan bir çalışma ABD'den geliyor. Daniel White ve arkadaşları, kendini üniversite Amerikan futbolu taraftarı olarak tanımlayan 623 kişiyle çevrim içi bir anket yaptı. Katılımcılar önce en sevdikleri takımı, ardından biyolojik babalarının en sevdiği takımı belirtti. Araştırmacılar daha sonra iki takımın eşleşip eşleşmediğine baktı. Sonuçlara göre güçlü takım sadakati, babayla aynı takımı tutmakla anlamlı biçimde ilişkiliydi.

Asıl dikkat çekici bulgu ise babalığın niteliğiyle ilgiliydi. Araştırmacılar sıcaklık ve kabul içeren babalık tarzını da ölçtü. Bu tarzın takım eşleşmesiyle doğrudan ilişkisi zayıf çıktı. Ancak sıcak bir baba ilişkisi, sadakat ile babanın takımını tutma arasındaki bağı anlamlı biçimde güçlendirdi. Yazarlara göre çocukluk yıllarındaki ilişkinin niteliği, babanın takımına bağlılığı kolaylaştırabilir.

Çalışmanın sınırları belirgin, çünkü veriler yetişkinlerin geriye dönük beyanına dayanıyor ve neden sonuç ilişkisini kanıtlamıyor. Yine de bulgu, takım sevgisinin zorlamadan çok birlikte geçirilen keyifli zamanla geçtiğini düşündürüyor. Maçı birlikte izlemek, sevinci paylaşmak ve yenilgide yan yana durmak, “bizim takımı tutacaksın” cümlesinden çok daha etkili olabilir.

Öz-Belirleme Kuramı takım seçimine nasıl uyarlanabilir?

Edward Deci ve Richard Ryan'ın geliştirdiği Öz-Belirleme Kuramı, insanın üç temel psikolojik ihtiyacından söz eder: özerklik, yeterlilik ve ilişkili olma. Kuramı tanıtan araştırma merkezinin sayfası, bu ihtiyaçlar karşılandığında insanların daha etkili geliştiğini ve iyi oluş yaşadığını anlatır. Çocuk sporunda motivasyonu konuşan uzmanlar da bu üçlüye sık başvurur.

Öte yandan kuram dışarıdan gelen motivasyonu tek parça görmez. Dışarıdan başlayan bir davranış zamanla içselleşebilir. Bu yolculukta dış düzenleme, içe yansıtma, özdeşleşme ve bütünleşme gibi aşamalar yer alır. Sayfadaki ifadeye göre dışsal motivasyon ne kadar içselleşirse kişi o davranışı o kadar özerk biçimde sürdürür.

Bu çerçeve takım seçimine uyarlandığında durum şöyle okunabilir; bu, kuramın kendi örneği değil, bir yorumdur. Örneğin “babam kızmasın diye bu takımı tutuyorum” diyen çocuk dışarıdan düzenlenen bir bağ yaşar. Ailede yabancı kalmaktan korktuğu için tutan çocuk ise suçluluk ve onay kaygısıyla hareket eder. Buna karşılık maçı izlemekten keyif alan ve bu keyfi ailesiyle paylaşan çocuk bağı kendine mal etmiştir.

Kurama göre veliye düşen görev, kontrol eden değil özerkliği destekleyen bir ortam kurmaktır. Nitekim sayfa da kontrol eden ve özerkliği destekleyen ortamların insanın işlevselliğini ve iyi oluşunu farklı biçimde etkilediğini vurgular. Spor ve eğitim araştırmacıları özerklik desteğini genellikle seçenek sunmak, çocuğun duygusunu kabul etmek ve kararların gerekçesini açıklamak olarak tarif eder.

Reklamlar
Reklamlar

Ailenin takımını önermek ile dayatmak arasındaki fark nedir?

Kendi takımını çocuğuyla paylaşmak isteyen veli yanlış bir şey yapmaz. Maç günü heyecanı, evde ortak bir şarkı ya da birlikte izlenen bir final aile hafızasının değerli parçalarıdır. Sorun, davetin zamanla bir zorunluluğa dönüşmesiyle başlar. Aşağıdaki tablo aynı durumda iki farklı tutumu yan yana koyuyor; satırlar saha deneyimine dayanır, araştırma sonucu değildir.

DurumDavet eden tutumDayatan tutum
Maç izlemekÇocuğa izlemek isteyip istemediğini sorarMaç başlayınca çocuğu ekran başına çağırır, başka plana izin vermez
Forma ve atkıÇocuk isterse birlikte seçerBaşka bir renk giymesine izin vermez
Çocuk başka takımı seçtiMerakla nedenini sorarKüser, alay eder ya da ceza verir
Rakip hakkında konuşmaRakibin iyi oyununu da söylerRakibi düşman gibi anlatır
Sevinç anıÇocuğun kendi sevincine alan açarSevinmeyen çocuğu ayıplar
Ödül ve cezaTakım seçimini ödüle bağlamazDoğru takımı tutarsa hediye vaat eder

Tablodaki farkın özü basit. Yani davet eden tutum kararı çocuğa bırakır, dayatan tutum ise kararı çocuğun yerine verir. Çocuk bu ayrımı çoğu zaman sözlerden önce yüz ifadesinden okur. Bu yüzden “istediğini tut” deyip çocuk başka takımı seçtiğinde suratını asan yetişkin, aslında ikinci ve daha güçlü bir mesaj verir.

Küçük çocuklarda “biz ve onlar” duygusu neden bu kadar erken başlar?

Gelişim psikolojisi bu konuda dikkat çekici bulgular sunuyor. Dunham, Baron ve Carey, Child Development dergisinde 2011'de yayımlanan üç deneyde 5 yaşındaki toplam 140 çocuğu rastgele oluşturulan gruplara ayırdı. Gruplar arasında ne statü farkı ne de rekabet vardı. Buna rağmen çocuklar kendi gruplarındaki tanımadıkları çocukları daha olumlu değerlendirdi, kaynak paylaşırken onları kayırdı ve onlardan daha fazla karşılık bekledi. Üstelik kendi grup üyeleri hakkındaki olumlu bilgileri seçici biçimde akılda tuttular.

Renkli gruplarla yapılan sınıf çalışmaları da aynı yöne işaret ediyor. Örneğin Bigler ve arkadaşları 1997'de 6-9 yaş arası 61 çocuğu mavi ve sarı gruplara ayırdı. Öğretmenlerin bu renkleri sınıf düzeninde işlevsel olarak kullandığı sınıflarda, dört hafta sonra çocuklar kendi gruplarını tutarlı biçimde kayırdı. Patterson ve Bigler'in 2006 çalışmasında ise 3-5 yaş arası 87 çocuk kırmızı ve mavi gruplarda yer aldı. Kendi grubunu kayırma her iki sınıf türünde de gelişti; öğretmenlerin grupları etiketleyip sınıfı onlara göre düzenlediği sınıflarda ise bazı ölçümlerde daha güçlüydü.

Bu çalışmalar futbol taraftarlığını ölçmedi. Yine de veliler için önemli bir ipucu veriyor: Çocuk “biz” duygusunu çok hızlı kurar ve yetişkinlerin grubu sürekli vurgulaması bu duyguyu besleyebilir. Dolayısıyla evde rakip takımı düşman gibi değil, öteki takım gibi anlatmak ve ortak kimlikleri hatırlatmak işe yarar. Aynı oyunu seven, aynı şehirde yaşayan ve aynı okula giden çocuklar, renkleri farklı olsa da aynı tarafta durabilir.

Ailede farklı takım varken çocuk hangi takımı tutsun?

Anne bir takımı, baba başka bir takımı tutuyorsa çocuk hangi takımı tutsun sorusu evde hassas bir hâl alabilir. Çünkü çocuk seçimini bir maç tercihi gibi değil, anne ile baba arasında taraf tutmak gibi yaşayabilir. Bu duygu bir sadakat çatışması doğurabilir: Birini seçerse ötekini üzeceğinden korkar.

Çatışmayı azaltmanın en kısa yolu, yetişkinlerin baştan ortak bir söz vermesidir. Aşağıdaki ilkeler saha deneyimine dayanan önerilerdir:

  • Hiçbir ebeveyn çocuğu kendi takımına çekmek için hediye, harçlık ya da ayrıcalık sunmaz.
  • İki ebeveyn de çocuğun seçimini aynı sıcaklıkla karşılar; kimse “demek beni değil onu seçtin” gibi bir cümle kurmaz.
  • Ebeveynler çocuğun önünde birbirinin takımıyla alay etmez, hatta şakayla bile küçümsemez.
  • Çocuk iki takımı birden izlemek isterse aile buna da alan açar.
  • Dedeler, nineler ve diğer akrabalar da aynı kurala uyar; “torunumuz bizim takımlı olacak” baskısı yapmaz.

Bu ilkeler çocuğa güçlü bir mesaj verir: Takım seçimi bir sevgi sınavı değildir. Ayrıca farklı takımları tutan iki ebeveynin birbirine saygı göstermesi, çocuğa rakibe saygının en canlı örneğini sunar. Ortak bir payda arayan aileler milli takım maçlarını birlikte izleyerek de güzel bir ortak alan yaratabilir. Çünkü milli maçta evdekiler çoğu zaman aynı renkleri destekler.

Reklamlar
Reklamlar

Derbi günü farklı takımlı bir ev nasıl huzurlu kalır?

Derbi haftası, farklı takım tutan ailelerde gerilimin en çok yükseldiği zamandır. Maçın normal süresi doksan dakikadır, ama evdeki hava çoğu zaman günler öncesinden ısınır. Derbi kavramını ve rekabetin spor ahlakıyla ilişkisini futbolda derbi ne demek yazımızda ayrıntılı anlattık. Bu yüzden burada yalnızca evin içine odaklanıyoruz.

Derbi gününden önce aile olarak birkaç kural koymak işleri kolaylaştırır:

  1. Kuralları maçtan önce, herkes sakinken konuşun: Hakaret yok, alay yok, kırıcı lakap yok.
  2. Gol sevinci serbesttir, ama sevinç rakibi aşağılamaya dönüşmez.
  3. Kaybeden taraf kazananı tebrik eder, kazanan taraf da bunu kibar bir teşekkürle karşılar.
  4. Hakem kararını tartışmak serbesttir, hakemin kişiliğine saldırmak ise değildir.
  5. Maç bitince skoru sofraya taşımayın, ertesi gün de “dün size kaç attık” şakasını tekrarlamayın.
  6. Çocuk sevinirken ya da üzülürken yetişkinler onun duygusunu küçümsemez.

Bu kuralların en önemli kısmı yetişkinlerin uygulamasıdır. Takımı kaybettikten sonra eşini içtenlikle tebrik eden bir ebeveyn, çocuğa sportmenliği hiçbir dersin öğretemeyeceği kadar net gösterir. Tersine, yetişkinler maç sonunda birbirine küserse çocuk futbolun sevgiden çok kırgınlık ürettiğini düşünebilir.

Çocuk tuttuğu takımı değiştirmek isterse ne yapmalı?

Bazı çocuklar bir dönem takım değiştirmek ister. Örneğin sınıftaki arkadaşlarının çoğu başka takımı tutabilir ya da çok sevdiği bir oyuncu başka kulübe geçebilir. Kimi zaman da art arda kazanan bir takım çekici gelir. Üstelik bu eğilim yalnızca çocuklara özgü değildir.

Sosyal psikologlar buna “yansıyan zaferin tadını çıkarmak” adını verir. Robert Cialdini ve arkadaşları 1976'da bu eğilimi üniversite kampüslerinde gözlemledi. ABD'deki yedi büyük üniversitede öğrenciler, okulun Amerikan futbolu takımı kazandıktan sonraki pazartesi günlerinde okul simgeli giysileri daha sık giydi. Öğrenciler galibiyeti anlatırken “biz” zamirini de daha çok kullandı. Kırk yıl sonra yapılan bir tekrar çalışması giysi bulgusunu yeniden gösterdi, “biz” zamiri deneyinin sonucunu ise aynen tekrarlayamadı.

Bu bulgular, kazanan bir takımla bağını göstermek istemenin yetişkinlerde de görülen yaygın bir eğilim olduğunu düşündürüyor. Dolayısıyla takım değiştirmek isteyen çocuğa “dönek” ya da “sahte taraftar” gibi etiketler yapıştırmak hem haksız hem de kırıcıdır. Bunun yerine merakla nedenini sorun. Değişikliğin nedeni arkadaş baskısıysa bunu konuşmaya değer; çocuk yeni takımı gerçekten seviyorsa karar onundur.

Burada tek bir uyarı var. Çocuk her yenilgiden sonra takım değiştiriyorsa asıl konu takım değil, kaybetmeye dayanma becerisi olabilir. Bu beceriyi ilerleyen bölümlerde ele alıyoruz.

Hiç takım tutmayan çocuk bir şey kaçırıyor mu?

Hayır. Bazı çocuklar futbolu izlemekten çok oynamayı sever. Kimileri bir oyuncuyu, milli takımı ya da yaşadığı şehrin takımını takip eder, kimileri ise hiçbirini. Takım tutmamak ne bir eksiklik ne de futbol sevgisinin yokluğu anlamına gelir.

Ait olma duygusu, yani kuramdaki ilişkili olma ihtiyacı, bir taraftar topluluğu kadar kendi takım arkadaşlarıyla da karşılanabilir. Hatta haftada birkaç kez aynı sahada ter döken çocuklar güçlü bir “biz” duygusu kurabilir. Oynamayı izlemekten daha çok seven bir çocuğunuz varsa yaş grubuna uygun programlara bakabilirsiniz. Başlangıç için İstanbul minikler futbol okulu ve Ankara minikler futbol okulu sayfalarındaki seçenekleri karşılaştırabilirsiniz.

Ailede herkes tutkulu bir taraftarsa takım tutmayan çocuğa şaka yollu baskı yapmak kolaydır. Oysa “bizim evde tarafsız kalmak yok” gibi cümleler masum dursa da çocuğa ailede yer edinmek için bir koşul olduğunu düşündürebilir.

Reklamlar
Reklamlar

Tuttuğu takım kaybedince ağlayan çocuğa ne demeli?

Takımı kaybeden çocuk gerçek bir üzüntü yaşar. Yetişkine küçük gelen bir yenilgi, çocuğun dünyasında haftanın en büyük olayı olabilir. Bu yüzden ilk iş duyguyu adlandırmak ve kabul etmektir; “çok istedin, olmadı, üzülmen çok doğal” demek çoğu zaman yeterlidir.

Bu anlarda bazı cümlelerden kaçınmak gerekir. Örneğin “bunun için mi ağlıyorsun” demek duyguyu küçümser. Aynı şekilde “zaten kötü takım” demek çocuğun bağlılığını aşağılar. Ayrıca rakip taraftarlara öfke kusmak çocuğa yanlış bir başa çıkma yolu gösterir. Bunun yerine şu küçük adımlar işe yarayabilir:

  • Çocuğun ilk öfke dalgasının geçmesini sakin biçimde bekleyin.
  • Maç sonu yorumlarını ve tekrar görüntülerini bir süre kapatın.
  • Bir sonraki maçın tarihini birlikte bulun; bu küçük adım umudu canlandırabilir.
  • Dışarı çıkıp birlikte top oynayın; hareket etmek gerginliği atmaya yardımcı olabilir.
  • Ertesi gün okulda karşılaşabileceği şakaları önceden konuşun.

Tribündeki yenilgi ile sahadaki yenilgi aynı şey değildir. Çocuğun kendi maçında kaybetmesini nasıl karşılayacağınızı futbolcu çocuğa kaybetmeyi öğretmek yazımızda ayrıntılı anlattık. Öte yandan taraftar olarak kaybetmek, çocuğa kontrol edemediği bir sonuca katlanmayı öğretir. Üstelik bu, hayat boyu işe yarayan bir beceridir.

Ertesi gün okulda takımı yüzünden alay edilen çocuğu nasıl hazırlarsınız?

Önemli bir maçın ertesi sabahı okul koridoru küçük bir tribüne dönüşebilir. Kazanan takımın taraftarı çocuklar sevinçlerini yüksek sesle gösterebilir, kaybedenler de bu sesi sınıfa girmeden duyabilir. Bu yüzden çocuğun bu sahneye hazırlıklı gitmesi, hem kendini korumasını hem de nazik kalmasını kolaylaştırır.

Evde birkaç cevabı birlikte prova edebilirsiniz. Kısa, sakin ve kendinden emin cevaplar çoğu zaman en etkilisidir:

  • Kutlamak: Dün sizin gününüzdü, tebrikler.
  • Ertelemek: Bir dahaki maçta görüşürüz.
  • Konuyu değiştirmek: Evet, kaybettik; hadi teneffüste top oynayalım.
  • Sınır koymak: Bu şaka artık beni kırıyor, lütfen bırak.

Şakanın sınırı aşıp aşmadığını anlamak için UNICEF'in gençler için hazırladığı siber zorbalık rehberindeki basit ölçüt işe yarar. İçinizde bir kırgınlık varsa ya da insanların sizinle değil size güldüğünü düşünüyorsanız şaka fazla ileri gitmiştir. Durmasını istediğiniz hâlde sürüyorsa bu artık zorbalık olabilir. Bu ölçütü çocuğunuzla onun kendi cümleleriyle konuşun; çünkü sınırı en iyi o hisseder.

Takım şakası ne zaman akran zorbalığına dönüşür?

Arkadaşlar arasındaki taraftar şakası futbol kültürünün doğal bir parçasıdır. Karşılıklı olduğunda ve iki taraf da gülebildiğinde çoğu zaman zararsızdır. Ancak şaka tek yönlü, sürekli ve gücü fazla olan taraftan geliyorsa durum değişir.

Okullarda zorbalığı ölçmek için en yaygın kullanılan araçlardan biri Olweus anketidir. Bu anket zorbalığı, güç dengesizliğinin olduğu bir ilişkide tekrarlanan ve kasıtlı saldırganlık olarak tarif eder. Dolayısıyla bu tanıma göre tek bir alaycı cümle zorbalık değildir. Ama aynı çocuğu her hafta hedef alan, grupça sürdürülen ve çocuğun karşılık veremediği alay zorbalığa dönüşebilir.

ÖlçütArkadaşça şakaZorbalık işareti
Karşılıklılıkİki taraf da şaka yapar ve gülerHep aynı çocuk hedef olur
SüreMaçın ertesi günüyle sınırlı kalırHaftalarca sürer
GüçEşit arkadaşlar arasında geçerGrup tek çocuğa yüklenir ya da büyük olan küçüğü hedef alır
KonuTakım ve skorÇocuğun ailesi, görünüşü, kökeni ya da kimliği
TepkiDurması istenince biterDurması istendiğinde artar
BiçimSözlü ve kısaDışlama, eşyaya zarar verme, itip kakma ya da çevrim içi paylaşım

Evde de bazı değişikliklere dikkat edin. Bunlar tanı ölçütü değil, velilerin sık fark ettiği işaretlerdir: maç ertesi okula gitmek istememek, formasını ya da atkısını saklamak, arkadaş grubundan kopmak ve sık tekrarlayan karın ya da baş ağrısı. Bu işaretler birkaç hafta sürerse önce çocukla sakin bir konuşma yapın, ardından öğretmenle ve okulun rehberlik servisiyle iletişime geçin. Bedensel yakınmalar sürüyorsa bir hekime de danışın.

Reklamlar
Reklamlar

Çocuğunuz alay eden taraf olursa ne yapmalısınız?

Veliler çoğu zaman kendi çocuklarını hedef alınan taraf olarak düşünür. Oysa aynı çocuk, takımı kazandığı sabah sınıfın en yüksek sesli alaycısı da olabilir. Bu durumu fark etmek rahatsız edicidir, ama düzeltmek için iyi bir fırsattır.

Taraftar araştırmaları burada ilginç bir çifte standarda işaret ediyor. Örneğin Wann ve Grieve 2005'te Kuzey Amerika'da iki üniversite basketbol maçında 148 seyirciyle bir saha çalışması yaptı. Seyirciler kendi tarafındaki taraftarların davranışını rakip taraftarlarınkinden daha olumlu değerlendirdi. Yani insanlar aynı hareketi, kendi taraflarından geldiğinde daha masum bulma eğilimindedir.

Çocuğunuzla bu çifte standardı konuşmak işe yarar. Ona şu soruyu sorun: Aynı şakayı sana yapsalardı ne hissederdin? Ardından şu adımları izleyin:

  • Suçlamadan önce ne olduğunu çocuğun ağzından dinleyin.
  • Şakanın karşı tarafta nasıl bir etki bıraktığını birlikte düşünün.
  • Gerekiyorsa çocuğun kendi sözleriyle özür dilemesini destekleyin.
  • Takım sevgisini rakibi küçültmeden gösterebileceği yolları birlikte bulun.

Çocuğun karşısındakinin yerine kendini koyabilmesi, tek başına cezadan daha kalıcı bir ders olabilir. Ayrıca evde bu konuşmayı yapan bir veli, çocuğa hatanın düzeltilebilir olduğunu da gösterir.

Futbol okulunda takımı yüzünden dışlanan çocuk için kime başvurmalı?

Futbol okulunda aynı gruptaki çocukların çoğu farklı takımlar tutar. Bu çeşitlilik çoğu zaman eğlenceli tartışmalar doğurur. Ancak bazen bir çocuk, tuttuğu takım yüzünden pas almadığını, oyunlara katılamadığını ya da soyunma odasında hedef olduğunu anlatır.

Böyle bir durumda ilk adres antrenördür. Ancak olayı antrenöre çocuğun önünde değil, planlı bir görüşmede anlatın. Antrenmanda tarafsız bir forma ya da yelek kullanmak, takım kurarken çocukları karıştırmak ve saygı kuralını açıkça koymak bu konuda pratik araçlardır. Görüşmenin zamanlaması ve dili için futbol okulunda antrenör ve veli iletişimi yazımıza göz atabilirsiniz.

Görüşmeden sonuç alamazsanız okul yönetimine yazılı başvuru yapabilirsiniz. Okul içinde çözülemeyen sorunlarda velilerin izleyebileceği yolları futbol okulu şikâyet sayfamızda topladık. Çocuğun güvenliğini tehdit eden ya da istismar şüphesi taşıyan durumlarda ALO 183 hattını arayabilirsiniz. Acil bir tehlike varsa 112'ye başvurun.

Rakibe saygıyı çocuğa evde nasıl öğretebilirsiniz?

Rakibe saygı, rakibin başarısını görebilmekle başlar. Bu basit bir beceri gibi dursa da taraftarlık duygusu güçlendikçe zorlaşır. Cikara ve arkadaşlarının 2011 tarihli beyin görüntüleme çalışması bunun nedenine dair bir ipucu veriyor. Bu çalışmada ABD'de iki köklü beyzbol rakibinin ateşli taraftarları, beyin taraması sırasında maç görüntüleri izledi. Rakip takımın başarısızlığı, üçüncü bir takıma karşı olsa bile, haz ve ödülle ilişkili bir beyin bölgesini etkinleştirdi. Bu tepki, katılımcıların rakip taraftara saldırganlık gösterme olasılığına dair kendi beyanlarıyla da ilişkiliydi.

Çalışmaya yetişkinler katıldı ve araştırma neden sonuç ilişkisini kanıtlamıyor. Yine de bizim için çıkarım açık: Çocuğun sevincini rakibin acısına değil, kendi takımının iyi oyununa bağlamak daha sağlıklı bir yoldur. Bunun için evde şu alışkanlıkları deneyebilirsiniz:

  • Maç izlerken rakibin güzel golünü de yüksek sesle takdir edin.
  • Rakip takımın kötü haberine sevinmek yerine kendi takımınızın bir sonraki maçını konuşun.
  • Çocuk kendi maçında kazandığında rakip çocuklarla tokalaşmasını alışkanlık hâline getirin.
  • Maç sonunda oyuncuların el sıkıştığı ve forma değiştirdiği anlara çocuğun dikkatini çekin; bu geleneğin çocuk maçlarındaki yerini forma takası geleneği yazımızda anlattık.
  • Sevinç gösterisinin neden rakip tribünün önünde yapılmadığını rakip taraftar önünde sevinç gösterisi yazımızdan birlikte okuyabilirsiniz.
Reklamlar
Reklamlar

Tribün ve maç yayını dili çocuğun konuşmasına nasıl sızar?

Çocuklar dili en çok duydukları yerden kapar. Stadyumdaki bir tezahürat, maç yayınındaki sert bir yorum ya da salonda bağıran bir yetişkin, çocuğun kelime dağarcığına kolayca geçebilir. Çocuk bir sözün anlamını bilmeden de onu tekrarlayabilir; çünkü o sözü coşkulu bir kalabalıkla ilişkilendirir.

Evde basit bir ayrım öğretebilirsiniz: Takımı destekleyen sözler ile birini aşağılayan sözler aynı şey değildir. Takımın adını haykırmak, şarkı söylemek ve oyuncuları alkışlamak destektir. Hakemin ailesine, rakibin kökenine ya da bir oyuncunun görünüşüne yönelik sözler ise destek değil, hakarettir. Bu ayrımı çocuğun anlayacağı bir dille kurun; örneğin “bu sözü o oyuncunun annesi duysa ne hisseder” diye sorabilirsiniz.

Ayrıca hakaret ve ayrımcı tezahüratın hukuki bir boyutu da var. Bu boyutu ve tribün gruplarının dinamiklerini ultras kültürü nedir yazımızda kanun maddeleriyle anlattık; burada tekrar etmiyoruz. Çocuğunuzu ilk kez stadyuma götürecekseniz giriş kuralları ve hazırlık için maça ilk kez gideceklere rehber yazımız da yol gösterebilir.

Evdeki yayın dili de önemlidir. Maç sırasında yetişkinlerin hakeme ve oyunculara bağırması, çocuğa öfkenin futbolun doğal bir parçası olduğunu düşündürebilir. Bunu bütünüyle engellemek gerçekçi değil; ama sesin tonunu ve kelimeleri seçmek yetişkinin elindedir.

Sosyal medyadaki taraftar kavgası çocuğu nasıl etkiler?

Taraftar tartışmaları artık son düdükle bitmiyor. Yorum alanları, paylaşım grupları ve video altları zaman zaman tribünden de sert bir dil barındırır. Çocuk bu ortamda hem hakarete hedef olabilir hem de kalabalığın diline kapılıp hakaret eden tarafa geçebilir.

Sorunun boyutu küçük değil. DSÖ Avrupa Bölge Ofisi, Okul Çağı Çocuklarında Sağlık Davranışı (HBSC) araştırmasında 44 ülke ve bölgeden 279.000'i aşkın gençle çalıştı. Araştırmanın 2021/2022 verisine göre 11, 13 ve 15 yaşındaki gençlerin yüzde 15'i siber zorbalığa uğradığını bildirdi. Oran erkeklerde yüzde 15, kızlarda yüzde 16 çıktı. Gençlerin yaklaşık yüzde 12'si ise başkasına siber zorbalık yaptığını söyledi.

Bu veriler taraftarlığa özgü değil, ama çevrim içi dilin çocuklar için gerçek bir risk olduğunu gösteriyor. UNICEF siber zorbalığı dijital teknolojilerle yapılan zorbalık olarak tanımlar. Kuruma göre bu, hedefteki kişiyi korkutmayı, kızdırmayı ya da utandırmayı amaçlayan ve tekrar eden bir davranıştır. Aynı rehber çocuklara güvendikleri bir yetişkinle konuşmayı, kişiyi engellemeyi, platforma şikâyet etmeyi ve mesajların ekran görüntülerini kanıt olarak saklamayı önerir. Acil bir tehlike varsa kolluğa ya da acil servislere başvurmayı hatırlatır.

Ailece hangi dijital kurallar çocuğu korur?

Sosyal medyayı tamamen yasaklamak her ailede mümkün değildir. Ama birkaç açık kural, taraftarlık coşkusunun çevrim içi kavgaya dönüşmesini zorlaştırır:

  • Çocuğun, yaşına uygun olmayan platformlarda hesap açmasına izin vermeyin; yaş sınırını ve güncel kuralları platformun kendi koşullarından kontrol edin.
  • Rakip taraftarlara cevap yazmak yerine sessize alma, engelleme ve şikâyet araçlarını kullanmayı öğretin.
  • Tehdit ya da hakaret içeren mesajları silmeden önce ekran görüntüsüyle saklayın; çünkü şikâyet sırasında bu kayıtlar gerekebilir.
  • Çocuğun yüzü görünen fotoğraflarını, okulunun ya da futbol okulunun adını ve antrenman saatlerini herkese açık taraftar sayfalarında paylaşmayın.
  • Gece geç saatte biten maçlardan sonra yorum okumayı sabaha bırakın.

Son maddenin bir sağlık boyutu da var. Uyku ile ekran kullanımı arasındaki ilişkiyi genç futbolcularda ekran süresi ve uyku kalitesi yazımızda inceledik. Çocuğun mahremiyeti de taraftar coşkusundan önce gelir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin resmî bilgilere Kişisel Verileri Koruma Kurumu sayfasından ulaşabilirsiniz.

Reklamlar
Reklamlar

Yaşa göre çocuk hangi takımı tutsun konuşması nasıl değişir?

Aynı konuşma dört yaşındaki bir çocukla on dört yaşındaki bir ergen için aynı olmaz. Aşağıdaki tablo bir gelişim takvimi değildir; çocuklar arasındaki farklar büyüktür. Yani tablo, her dönemde neyi öne çıkarabileceğinize dair saha deneyimine dayanan bir öneridir.

DönemÖne çıkarınKaçının
Okul öncesi (yaklaşık 3-6 yaş)Renkler, şarkılar, birlikte sevinme ve rakibi öteki takım diye anlatmakRakibi kötü karakter gibi anlatmak, takım seçimini sevgiye bağlamak
İlkokul çağı (yaklaşık 6-10 yaş)Oyunun kuralları, adil oyun ve rakibin iyi hareketini takdir etmekOkuldaki şakalara karşılık vermesi için çocuğu kışkırtmak
Ortaokul çağı (yaklaşık 10-14 yaş)Kendi kararına saygı, tartışmada nezaket ve sosyal medya kurallarıTakım değiştirmesini alayla karşılamak, çevrim içi hesapları denetimsiz bırakmak
Lise çağı (yaklaşık 14-18 yaş)Tribün ve çevrim içi gruplardaki sorumluluk, hukuki sınırlar ve kendi değerleriHer tercihi yasaklamak ya da hiçbir sınır koymamak

Tablodaki ilk satır, küçük çocuklarda grup kayırmasının erken başladığını gösteren çalışmalardan beslenir. Diğer satırlar araştırma sonucu değil, velilerin ve antrenörlerin sahada sık paylaştığı deneyimlerdir. Çocuk hangi takımı tutsun sorusu ergenlikte genellikle velinin sorusu olmaktan çıkar. O yaşta asıl iş, gencin kendi seçimini sorumlulukla taşımasına destek olmaktır.

Veliler kendi taraftarlık davranışlarını nasıl gözden geçirebilir?

Çocuk taraftarlığın dilini büyük ölçüde evdeki yetişkini izleyerek kazanır. Bu yüzden zaman zaman kendinize birkaç dürüst soru sormak yararlıdır:

  • Takımım kaybettiğinde evdeki havayı ne kadar etkiliyorum?
  • Rakip takımı tutan akrabalarımla çocuğun önünde nasıl konuşuyorum?
  • Çocuğum başka bir takımı seçse ilk tepkim ne olur?
  • Maç izlerken kullandığım kelimeleri çocuğumun okulda kullanmasını ister miydim?
  • Sosyal medyada paylaştığım taraftar içerikleri çocuğuma nasıl bir örnek oluyor?

Bu sorulara verdiğiniz cevaplar sizi suçlamak için değil, fark etmek içindir. Aynı öz değerlendirme çocuğun kendi maçlarında da önemlidir; saha kenarındaki yetişkin davranışını çocuk futbolunda ebeveyn baskısı yazımızda ayrıntılı ele aldık. Taraftarlıkta da sahada da ilke aynıdır: Çocuk, yetişkinin duygularını taşımak zorunda kalmamalıdır.

Çocuk hangi takımı tutsun konusunda en sık yapılan hatalar nelerdir?

Bu bölümde yukarıdaki önerileri kısa bir hata listesiyle topluyoruz. Her hatanın yanında daha sağlıklı bir alternatif var:

  • Takımı doğumdan seçmek: Forma ve atkı hediye etmek sorun değildir; sorun, çocuğa başka bir seçenek bırakmamaktır.
  • Seçimi sevgi sınavına çevirmek: Ailede herkes çocuğun seçimini aynı sıcaklıkla karşılamalıdır.
  • Rakibi düşman gibi anlatmak: Rakip, oyunu mümkün kılan öteki takımdır.
  • Takım değiştireni etiketlemek: Merakla nedenini sormak, etiketten çok daha fazlasını öğretir.
  • Yenilgide alay etmek: Üzülen çocuğa önce duygusunu kabul ettiğinizi gösterin.
  • Okuldaki alayı önemsiz saymak: Tekrarlanan, tek yönlü ve güç farkına dayanan alay zorbalığa dönüşebilir.
  • Sosyal medyayı denetimsiz bırakmak: Yaşa uygun platformu, gizlilik ayarlarını ve şikâyet araçlarını çocukla birlikte konuşun.

Bu hataların çoğu iyi niyetle başlar, çünkü veliler takım sevgisini çocuklarıyla paylaşmak isterken farkında olmadan çizgiyi aşabilir. Önemli olan, hatayı fark ettiğinizde çocukla konuşup yönü değiştirmektir.

Bu konuda araştırmalar henüz neyi bilmiyor?

Bu yazıda aktardığımız araştırmaların hiçbirinin örneklemi Türkiye'deki çocuklardan oluşmuyor. Ayrıca her çalışmanın kendine özgü sınırları var:

  • Takım seçimini aileye bağlayan çalışma nitel ve tek ülkeye ait; örneklem büyüklüğü özette belirtilmiyor.
  • Babadan çocuğa takım geçişini inceleyen çalışma, yetişkinlerin geriye dönük beyanına dayanıyor.
  • Küçük çocuklarda grup kayırmasını gösteren deneyler futbol taraftarlığını ölçmedi.
  • Rakibin kaybına sevinmeyi inceleyen beyin görüntüleme çalışması yetişkin beyzbol taraftarlarıyla yürüdü.
  • Türkiye'de çocukların takım seçimini ya da takım kaynaklı akran zorbalığını doğrudan ölçen hakemli araştırma sınırlıdır.

Bu eksikler önerileri geçersiz kılmaz, ama onları kesin kural yerine dikkatli bir rehber olarak okumayı gerektirir. Çocuğunuzda uzun süren bir üzüntü ya da belirgin bir davranış değişikliği fark ederseniz yalnız kalmayın. Okulun rehberlik servisi ya da bir çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanı bu konuda destek olabilir.

Sıkça sorulan sorular

Çocuk kaç yaşında takım tutmaya başlar?

Bunun için belirli bir yaş yok. Araştırmalar okul öncesi çocukların bile renk gibi basit bir gruba kısa sürede bağlanabildiğini gösteriyor, ancak bu çalışmalar futbol taraftarlığını ölçmedi. Kuralları, ligi ve rekabeti anlayarak bir takımı izlemek çoğu çocukta zamanla gelişir. Acele etmeden çocuğun merakını izlemek ve seçimi ona bırakmak en sağlıklı yoldur.

Bir çocuk iki takım tutabilir mi?

Tutabilir. Futbolda tek takım tutma beklentisi yazılı bir kural değil, kültürel bir alışkanlıktır. Bazı çocuklar yaşadıkları şehrin takımını ve büyük bir kulübü ya da yurt dışından bir takımı birlikte izler. Önemli olan, iki takım karşılaştığında çocuğun baskı hissetmemesi ve iki tarafın taraftarına da saygı göstermesidir. Bu tercihle alay etmek yerine çocuğun nedenlerini dinleyin.

Yabancı bir takımı tutmak çocuk için sorun olur mu?

Sorun olmaz. Çocuklar yayınlar, oyunlar ve sevdikleri oyuncular aracılığıyla başka ülkelerin liglerini de takip edebilir. Yabancı bir takımı tutmak, yerel bir takımı tutmak kadar meşru bir tercihtir. Burada da aynı ilkeler geçerlidir: Seçim çocuğa aittir, rakip taraftarlara saygı sürer ve aile çevrim içi tartışmalar için yaşa uygun kurallar koyar.

Akraba çocuğa rakip takımın formasını hediye ederse ne yapmalı?

Hediyeyi teşekkürle kabul etmek iyi bir sportmenlik dersidir. Çocuk formayı giymek isterse giyebilir, istemezse kibarca kenara koyabilir. Önemli olan, hediyeyi veren kişiyi ya da o takımı çocuğun önünde küçümsememektir. Bu küçük an çocuğa farklı renklerin bir arada durabileceğini ve sevginin takımdan büyük olduğunu gösterir.

Takım yüzünden kavga eden kardeşlere nasıl davranmalı?

Önce kavgayı durdurun ve iki çocuğun da sakinleşmesine zaman tanıyın. Ardından ev kuralını hatırlatın: Takım tartışması serbesttir, kardeşi aşağılamak değildir. Kazanan kardeşin sevincini kısa tutmasını, kaybedenin de tebrik etmesini teşvik edin. Ebeveynlerin taraf tutmaması çok önemlidir; aksi hâlde kavga takım tartışmasından sevgi yarışına dönüşebilir.

Çocuğun gece oynanan maçları izlemesine sınır koymalı mıyım?

Makul sınırlar koymak yararlıdır. Amerikan Uyku Tıbbı Akademisi 6-12 yaş için düzenli olarak 9-12 saat, 13-18 yaş için 8-10 saat uyku öneriyor. Okul gecesi geç biten maçlarda ilk yarıyı izleyip özeti sabah birlikte izlemek iyi bir uzlaşma olabilir. Kuralı maçtan önce konuşursanız tartışma da azalır.

Bu yazıyı yapay zekâ ile özetleyin

Kullandığınız asistan bu rehberi okuyup sizin için kısaca özetlesin; yanıtında kaynak olarak bu sayfanın bağlantısı yer alır.

Asistanlar yanıtlarını kendileri üretir ve hata yapabilir. Ücret, kayıt ve sağlıkla ilgili kararlarda okulla ya da uzmanla doğrudan görüşün.

Reklamlar
Reklamlar
Paylaş WhatsApp X Facebook
İlgili yazılar

Bunları da okuyun

Tüm Çocuk Gelişimi ve Spor yazıları
Reklamlar

Örneğin: Kadıköy, ofsayt, yaş grupları

İstanbulAnkaraİzmirBursaAntalyaKocaeli

Çerez tercihleri

Tercihinizi sayfanın altındaki "Çerez tercihleri" bağlantısından her an değiştirebilirsiniz. Ayrıntılar: KVKK aydınlatma metni.